Hoşgeldin Kıymetlim, Canım Kızım, Betülüm!


Şimdi ben de bir anne miyim? Buna inanmak elimin altında bir melek olmasına rağmen yine de inanılır gibi değil! Hala rüya gibi. Çok şükür bebeğimize 31 Ocak saat 19:25'de Kadıköy Acıbadem Hastanesinde yaklaşık 24 saat zorlu bir bekleyişin ardından normal doğum ile sahip olduk. Allah isteyen herkese bu güzel duyguyu yaşamayı ve bir meleğe sahip olmayı nasip etsin. Aminnn!!! Diğer duam da özellikle doğuda, güneydoğuda bir ebenin elinde, evinde doğum yapmaya çalışanlara ve tüm normal doğum yapanlara!!! İstanbul'un en iyi hastanelerinden birinde sırtımda epüdralimle el bebek gül bebek yatarken çektiğim her dayanması zor sancıda inanın bunu düşündüm ve onlar için çok ettim. Allah yardımcıları olsun. Hep duyduğum "Allah tek nefeste kurtarsın." lafının içi doğumdan sonra oldukça doldu. Çok anlamlı bir duaymış :)))

Devamını okuyun...>>

Mutlu Yıllar!


Ömrümüzden bir yıl tükettiğimizde neden bu kadar seviniriz bilmem! Yeni başlangıçlar bizi heyecanlandırıyor olsa gerek. Her ne nedenle olursa olsun, neşeli, keyifli bir yılbaşı gecesi geçirmeniz ve bana ilk ayında bir melek getirecek yılda sizin de gönlünüzden geçen hayırlı işlere kavuşmanız dileğiyle...


Devamını okuyun...>>

Adios Moskova, Merhaba Vatan!!!

İki yıl üç aylık serüven bugün, 13 Kasım 2011'de bitiyor. Eve, vatana dönüyorum. Eşim Moskova'ya benden bir yıl önce  geldiğinden, bir yıllık ayrılığın ardından buraya gelişimdeki heyecan Moskova'ya geliyorumdan daha çok eşime kavuşuyorum şeklindeydi. Gidişim de benzer oldu. Eşimle yine bir ayrılık var ama bu sefer çok şükür ki kısacık, yeni yıla kadar. Bu sefer ki heyecanım ise vatana dönüyorum sevincinden ya da Moskova'dan ayrılıyorum üzüntüsünden, bunlarla düşüncelerden çok bedenimde yedi ay geçiren minişime inşallah Betül'üme kavuşacak olmanın heyecanı. Beni, kızımın doğumundan önce de sonra da çok yoğun günler bekiliyor. Aklımda hep onlar. Sanırım Moskova'dan dönmemek üzere ayrıldığımın farkına varamama sebep olan şey de o. Bir de burada geçirdiğim iki yıl üç ayı dolu dolu yaşamam belki de. Moskova'ya taşındıktan sonra İstanbul ziyaretlerinde dostlarım, akrabalarım muhtelif zamanlarda soruyorlardı. "Nasıl alışabildin mi?" diye. Aslında bu soru kafamı çok karıştırıyordu neyi soruyorlar acaba diye.

Devamını okuyun...>>

Gerçek Bolşoy'a Gitmenin En Ucuz Yolu


Bolşoy'a gitmenin en ucuz (bedava desem daha mı doğru olur acaba) yolunun ne olduğunu her işte bir hayır vardır diyeceğim bir olayla öğrendim. Bolşoy'un internet sayfasında gezinirken aynı gün için  Ruslan ve Lyumila operası için taaa tepede de (6.balkon) olsa bir yer bulup "Ooo çok ucuzmuş!" deyip 750 Ruble ( yaklaşık 45 lira)'ye elim ayağım gerçek Bolşoy'u  Moskova'dan ayrılmadan önce görme  fırsatının doğmasının heyecanıyla birbirine dolaşarak internetten ödemeyi gerçekleştirip bileti aldım ve 3 saat sonra başlayacak olan opera için üzerimi giyindiğim gibi fırladım. Saat altı gibi elimde bilet bilgilerini yazdığım kağıtla her zaman internet alımlarımı bilete dönüştürdüğüm New Hall gişesinde aldığım soluğu. Bu arada bileti sayfanın Rus versiyonundan aldığım için bir terslik olup olmadığından emin olamadım. İnşallah bir sorun olmamıştır diye yol boyu dua ede ede geçirdim o yarım saati. Gişede daha önceki günlerden tanıdığım yardımsevmez hanımın ifadesinden ve işlemin her zamankine göre  uzun sürmesinden şüphelerimin doğru olduğunu hissettim. Sonra hanım bir şeyler söyledi. Allahtan arkamda İngilizce bilen biri vardı da yardım etti iletişim için. Hanım biletimin gözükmediğini söylüyormuş. Bunun üzerine başka bilet önerisinde bulundu. 1000 Ruble verdim.  Para üstü olarak 900 Ruble verdi.

Devamını okuyun...>>

Rus Televizyonlarının Açılış Saati


Geçen sabaha karşı yani altıya doğru uykum kaçıp televizyon seyretmeye geldiğimde enteresan bir şey ile karşılaştım. Bütün Rus televizyon kanalları  kapalıydı. Nasıl yani şokunu yaşarken kanalların arasında dolaşmaya devam ettim. Rus Devlet Televizyonu'ndan çizgi film kanallarına, haber kanalından müzik kanallarına değin tüm kanallarda yandaki fotoğraftaki gibi bir görüntü vardı. Bir süre bu işin sonunu daha çok merak edip kitaplarla oyalandıktan sonra saat altıda start verilip televizyonların hepsinin bir anda açıldığını gördüm. Ne ilginç öyle değil mi! Neden böyle acaba. Bana öyle geliyor ki bu pek televizyon kanalların tercihi gibi değil, devlet kararı. Yoksa neden hepsi kapalı olsun ki! Bu arada ilginç olan bir diğer şey başka gecelerde uykum kaçıp yine televizyon açtığımda belki saat üç suları gibi izlediğim. Merak ettiğim bu televizyonların kaçta kapandığı. 

Devamını okuyun...>>

Kurban Bayramınız Mübarek Olsun!

Çar Aleksey Mihayloviç'in Fiyakalı Yazlık Ahşap Sarayı






İlk kez Phoebe Taplin'in Kolomenskoe yürüyüş rotasının ilk durağı olarak gördüğüm Kolomna Sarayı ya da diğer adıyla Çar Aleksey Mihayloviç Sarayı (Коломенский дворецДворец царя Алексея Михайловича) ta o zamandan restorasyon çalışmaları altında olduğundan ziyaret için takibimdeydi. Daha sonra bir kaç kez daha gittiğim ve sevdiklerimi de götürüp paylaştığım bu gözden uzak sarayın ziyarete açıldığını Moskova'ya beni ziyarete gelen ablamları götürdüğümde öğrenmiş, ama o kez de saatini kaçırdığımız için girememiştim.  Kısmet bugüneymiş. Saraya ulaşım koyu yeşil metro hattının güneyinde bulunan Kaşirskaya Metro istasyonundan yapılıyor. Metrodan çıkış için ise merkezden gelindiği düşünülürse trenden inince sağa dönüp platformda bulunan Kolomenskoe Park işaretlerini takip etmek yeterli. Dışarı çıkınca şöyle bir etrafa bakınca trafik tarafı değil otobüs durağınında olduğu taraftaki park yönüne yürümek gerekiyor. Zaten saray metro çıkışına çok yakın olduğundan park yönüne doğru yürürken uzaktan rahatlıkla gözüküyor. Gözüken bir diğer şey olan alt geçitten geçip Kolomenskoe parkının arka girişinde bulunan saraya varılıyor. Saraya giriş ücreti olarak 400 Ruble (yaklaşık25 lira) , fotoğraf için ise 110  Ruble (7 lira) alınıyor. Ziyaretçiler 10:00-16:45 saatleri arasında kabul ediyor.

Devamını okuyun...>>

Trabzonspor ile Lujniki Randevusu



Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ne kabul edilmeyip Trabzonspor'un davet edilmesinden sonra Trabzonspor'un rakipleri arasında ÇSK Moskova'nın olduğunu duymak özellikle Trabzonsporlu eşim başta olmak üzere bizi ailecek çok mutlu etti. Bu maçla ilgili diğer bir şansımız da benim Moskova'da olduğum zamana denk gelmesiydi. Yapacak tek şey İstanbul seyahatimde yaptığım bayrak ve bere alışverişi ile hazır olduğumuz maçın gününün gelmesini heyecanla beklemekti. Nihayet gün geldi. Eşim pek olmasa da ben yenebileceğimizden en azından berabere kalacağımızdan umutla bir kaç arkadaşımız ve yedinci ayın eşiğinde olan minişimizle birlikte Moskova'nın en büyük stadyumu olan Lujniki'nin yolunu tutuyoruz. Stadyum'a kırmızı hatta bulunan Sportivnaya metro istasyonundan gidiliyor.  Metro ve etraf pek kalabalık olmadığını görünce bunu Lujniki'nin büyük bir stadyum olmasından ötürü taraftarların çok sistemli bir şekilde içeri alınacak olması ihtimaline bağlıyorum.

Devamını okuyun...>>

Çok Ama Çok Ama Çok Özel ve Güzel Bir Gün!



Hayatımın en özel döneminde, en özel şeyi için, Moskova'ya "Adios!" demeden iki hafta önce en özel günlerden birini yaşadım bugün. Moskova'daki canım arkadaşlarım Banu, Fehiman, Noni ve Zeynep bana öyle bir güzel sürpriz hazırlamışlar ki en son ne zaman akıttığımı hatırlamadığım mutluluk gözyaşlarım bugün bol bol aktı. Canım arkadaşlarım bu hayatım boyunca unutamayacağım güzel sürpriziniz ve kendimi çok özel hissettirdiğiniz için herbirinize çok ama çok ama çok teşekkür ederim. Ne kadar emek, ne kadar zaman harcamışsınız öyle! Çok şanslıyım çoooook!!! Moskova'daki en önemli kazanımlarından birisiniz. İyi ki yolumuz Moskova'da sizlerle kesişti ve aile gibi sıkı sıkı sokulduk birbirimize. Gidiyor olmak, sizlerden ayrılmak çok üzücü! Ama teselli edici olan şey, hepimizin yollarının İstanbul'da birbirine yakın olan evlerimizde (Zeynepcim senin için artık denizleri aşıp geleceğiz evinize) tekrar kesişecek olması!

Devamını okuyun...>>

Moskova'ya Doğru Kuş Uçuşu




İstanbul'dan Moskova'ya yapacağım uçuş için koltuk seçimini bilet alırken yapmama rağmen teknik bir sorundan ötürü check-in sırasında verilen uçağın arkadan dördüncü sırasındaki koltuğuma razı oluyorum. Elektronik biletim yanımda olmadığından ve üstüme gelen ilahi sakinlikten ötürü durumu bıdı bıdı ile çözmek için uğraşmıyor, haydi neyse bu seferlik öyle olsun diyorum. Üstüme çöken sakinliğin nedenini ya da her işte bir hayır olduğunu uçak havalandıktan kısa bir süre penceremin önünde beliren eşsiz manzaradan sonra fark ediyorum. Işık ve kanadın gökyüzündeki zerafeti, gel beni çek diyor ve Moskova'ya yalnız yapacağım son yolculuğu da böylelikle ölümsüzleştirmiş oluyorum. İşte sabahın erken bir saatinde yerden binlerce kilometre yüksekten harika bir havada aldığım fotoğraflar...




Devamını okuyun...>>

Phoebe Taplin'in Beklenen Kitabı Çıktıııı!!!

Bloğumda adını sıkça duyduğunuz ve Moskova'da oluşundan ve onunla tanışıp harika yürüyüşlerine katılmaktan ötürü her zaman şükrettiğim the Moscow News yazarı Phoebe Taplin uzun süredir beklediğimiz kitabının ilkini çıkarttı. Eğer Moskova'nın rehberlerde yazan bilindik yerlerin dışında kalan güzelliklerini adım adım sokak sokak gezerek keşfetmek istiyorsanız bu kitap işte o kişiler için. Phoebe kitabında sonbahar mevsiminde gezilmesini tavsiye ettiği yerleri için ay ay hazırlayıp yürüyüş rotalarını harita üzerinde çizilerek elinizle koymuş gibi bulacağınız şekilde tarif ediyor. Hiç aklınıza gelmeyeceğinden gezip göremeyeceğiniz yerleri bir kaşif modunda gezmek daha önce gazetedeki yazılarından çokça deneyimlediğim bir şey olduğundan bu kitabı ve yürüyüşlerini ısrarla tavsiye ediyorum. Çok şanslı biriymişim ki Moskova'dan ayrılmadan onunla tanıştım yaklaşık iki yıl onunla Moskova'yı sokak sokak gezip Moskova'yı onunla birlikte keşfettim.  

Devamını okuyun...>>

Eski Rus Çizgi Filmleri

Devlet Baba Sen Çok Yaşa!


Moskova'da havaların soğuması ile ısınma ihtiyacı da doğal olarak başladı. Ama ne yazık ki üşüdüm gidip biraz kombiyi açayım diyemiyorsunuz tıpkı of çok sıcak oldu kapatayım diyemediğiniz gibi. Moskova'da ısıtma şehir çaplı merkezi yapılıyor ve kaloriferlerin ne zaman yanacağı ve kapatılacağı ancak devlet yani belediye kararı ile oluyor. Genellikle eylül ve nisan ayları arasında açılan ısıtma sistemine bir kaç gündür havaların soğuk gitmesi nedeniyle ( 10°nin altında) start verildi ve iki gündür yanıyor kaloriferler. Belki bizimki eski sistem olduğundan mıdır, yoksa hepsi aynı mıdır bilemiyorum ama çok ısındığımızda gidip şunu biraz kısayım diyemiyoruz. Bu durumda yapılacak tek şey camı açıp içeri soğuk hava ile doldurmak. Kaloriferin verdiği ısı yetmediğinde ise çözüm elektrikli peteklere sarılmak. Ama şunu açıkça söyleyebilirim ki binaların ısı yalıtımı süper yapılmış. Çünkü kendini bile zor ısıtan kaloriferimizin İstanbul'daki evimizde olduğunu düşünemiyorum. -20'lerde petekten çok borularından ısındığımız kalorifere bir de elektirikli petek eklediğimizde evimiz sıcacık oluyor. İstanbul'da o binalara -20 lerde 20 petek yaksak evimiz ısınır mıydı şüpheliyim doğrusu. Mantolamanın adet olduğu yeni yapılarda enerji tasarrufu için gerçek yalıtımın nasıl olması gerektiğini harabelikleri beğenmediğimiz Rus yapıları bize açıkça gösteriyor.

Devamını okuyun...>>

Moskova'da Bir Trende Bir Resim Sergisi

Moskova'da karşınıza ne zaman ne çıkacağı belli olmuyor. İşte bugün de öyle oldu. Koyu mavi hattaki bir trene binmek için beklerken gelen tren beni şaşırttı. Trenin dışı diğer trenlerden farklıydı. Çiçek desenleri ile kaplıydı. "Hmm bu da neymiş böyle!" derken asıl sürpriz beni içeride bekliyordu. Koltuklar kaldırılmış, trenin içi bir sanat galerisi gibi düzenlenmiş, duvarlara tablolar asılmıştı. İnsanlar alışmış olsalar gerek pek ilgilenmeyip kitaplarını okuyorlar ama ben ilk kez gördüğüm için bu tablolarla ilgiliyim. Fotoğraflarını çekip sizlerle de paylaşmak istiyorum. Güzel fikir öyle değil mi? Sen sergiye gidemiyorsan sergi senin ayağına geliyor, sıkıcı metro yolculuğu renkleniyor. Bu arada sıkıcı metro yolculuğu demişken, burada insanların metroda kitap okumalarının nedeni bu olabilir aslında. Uzun metro yolculuklarında etrafta görecek bir şey olmadığından insan oyalanacak bir şeyler arıyor ki bunun en güzel çözümü de okumak oluyor. Aslında hayat koşturmacasında kitap okumak için verilen güzel bir mola gibi oluyor metroya binmek benim için bir anlamda.

Devamını okuyun...>>

Amerikan Büyükelçiliği'nde Jübileye Bir Kala

Uzun bir aradan sonra Moskova Uluslararası Kadınlar Derneğin'in toplantılarına katılıyorum. Amerikan büyükelçiğinin konutunda yapılan toplantıya rağbet fazla. Dışarıda oluşan kuyruğa giriyor ve neredeyse yarım saat kadar bekliyorum. Allahtan önümde bekleyen İtalyan Büyükelçiliği'nde çalışan hanım çok hoşsohpet de canım hiç sıkılmıyor. Bu arada hanım arada kulağa çok güzel gelen İtalyanca kelimeler söylüyor. Ne anlama geldiklerini bilmiyorum ki vurgularından ve kullandığı yerlerden harika, süper gibi anlamlara geldiğini tahmin ettiğim mesela atıyorum  anabellllaaaa gibi sonunu uzatarak söylediği sempatik kelimelerle süslüyor konuşmasını.  Hanım Türk olduğumu duyunca da çok seviniyor. Kardeşi İstanbul'da yaşıyormuş ve hayatından ciddi anlamda memnunmuş. Bu arada hanım Orhan Pamuk'u beğenerek okuyormuş ama bazılarını okumanın zor olduğunu da itiraf ediyor. Ülkemle ilgili güzel tecrübeleri de duyduktan sonra giriyorum içeri. Burada olmak çok hoşuma gidiyor. Benim Moskova'ya geliş amacımı destekliyor. İngilizce konuşmama vesile oluyor, dünyanın farklı ülkelerinden arkadaşlar edinmemi sağlıyor. Bir çok aktiviteye ev sahipliği yapıp aynı zamanda sosyal ve kültürel anlamda da kazanımlar getiriyor. İyi ki Moskova'ya geldikten kısa bir süre sonra keşfetmişim bu derneği! Benim gibi düşünen biri iseniz ve Moskova'daysanız size IWC'ye üye olmanızı içtenlikle tavsiye ederim. Üyelik yıllık olarak yapılıyor.

Devamını okuyun...>>

Yekaterinagillerin Sarayında Ayşe Erdi Muradına, Siz Çıkın Kerevetine



Yekaterinagillerin Sarayın'da Ayşe erdi muradına dedim ama siz öyle dediğime bakmayın. Tam olarak ermiş değilim kocacığımı da koluma takıp bu kostümlerle  bu salonda salınamadığım için. Öyle olsa tam olacaktı. Bakalım onu bu konuda ikna edebilecek miyim? Olaya mevzubahis olan yer Tsaritsino'daki Yekaterina'nın Sarayı. Bu saraya daha önce de gelmiştim ama nasıl oldu da bu kostümlerin giydirildiğini bölümü kaçırdım bilmiyorum. Bu kıyafetlerin giyimine izin verildiğini öğrendikten sonra ziyaretime gelen ablamları getirdiğimde tabiri caizse sarayın altını üstüne getirip ve sonunda nihayet buluyorum. Aslıda hiç de zor değilmiş. İkinci kattaki kapılar kapalı tutulduğundan ziyarete açık olmadığını düşünüp defalarca es geçtiğim yere  en sonunda bakmadığım bir orası kaldığı deyip giriyor ve kavuşuyorum elbiselere. Bir askıya dizilmiş olan elbiseleri ne yazık ki elleyerek askıyı eline alıp evire çevire her yerini kontrol ederek seçmeye izin verilmiyor. Askıdan göz yordamı ile seçilebiliyorlar ancak. Ben de öyle yapıp renkleri ve kollarını beğendiğim bu elbiseyi seçiyorum. Orada giyinmek için yardımcı olan bir hanım var ve çok da pratik. Sen tıpkı filmlerde gördüğümüz gibi ayakta dikiliyorsun, o hanım da seni  giyindiriyor ki buna tarlatan dahil! Kıyafet tamam olduktan sonra hemen saçlara el atıyor hanım, bir iki basit hareketle çok hoş bir topuz yapıyor ve saç aksesuarını takıveriyor üzerine. Kolye de gerdandaki yerini aldıktan sonra en son ele de bir çiçek veriliyor. Şimdi bu harika salonda salınma sırasına geliyor.

Devamını okuyun...>>

Matruşkanızı Nasıl Alırdınız?



Moskova'nın modern yüzü olan Moscow City denilen cam giydirme cepheli bolca gökdelenin bulunduğu bölgede yine aynı şekilde Enka tarafından  yapılan modern bir alışveriş merkezi olan Afimall'dayız. Yemek katından başımı kaldırıp da üst kattaki bu dev matruşkaları görünce içimdeki bebişle kendimi bir nevi onlara yakın hissediyor, meraklı cimcime ruhumun da ortaya çıkmasıyla sabırsızlıkla yanlarında alıyorum soluğu. Neredeyse Rusya'nın sembolu haline dönüşen bu Rus ahşap oyuncaklarının tarihi 1890 yıllarına kadar gidiyormuş. İç içe geçmiş bebek setleri ilk kez  sanayici ve sanat konusunda sözü geçer biri olan Mamantov'un Moskova yakınlarında bulunan Abrentsevo'daki malikanesinde yapılmış. Vasily Zvyozdochkin tarafından oyularak sekiz bebek olarak şekillendirilmiş olan bu bebek seti  bir Rus halk sanatları ressamı olan  Sergey Malyutin tarafında da boyanmış.  Malyutin'in bu ilk matruşka çalışmasında en dıştaki bebek horoz tutan ve safaran denilen geleneksel bir elbise giymiş bir kız olarak boyanmış. İçteki bebeklerden biri erkek, en içteki bir bebek ve geri kalanlar da malum kız. Safaran denilen bu geleneksel Rus elbiselerinden bir kaçını aşağıdaki fotoğraflarda görebilrsiniz.

Devamını okuyun...>>

Stadlar Yakında Şenlenecek, Renklenecek!


Türkiye Futbol Federasyonu kedi olalı bir fare yakalayacak sonunda. Okuduğum habere göre kadınlar ve 16 yaş altı çocuklar yakında statdlara ücretsiz girebilecek. İnşallah böyle olunca da kadın eli değen her yerde olan güzelleşme, seviyelileşme futbolda  da gerçekleşecek. Hanımların sayısı artınca erkekler için bilmem ama bizler için stadta futbol maçı seyretmenin keyfine doyum olmayacak. Öğrenciliğim sırasında çokça basketbol maçına ve bir kaç da futbol maçına gitmiştim. Hepsi de küfürün dışında birbirinden keyifliydi. Hatta bir tanesinde, Fenerbahçe-Galatasaray cumhurbaşkanlığı kupası maçına yurttan kaçıp gidip ve kameraların 30.000 kişi içinden bizi seçip seçip kaç kez ve uzun uzun göstermesi sonucunda yurt müdiresine yakalanmıştık. Umarım bütün hanımlar ve ben de stadlarda bu ve bunun gibi güzel anılar biriktirebilir, küfürsüz de maç seyretmekten keyif alınabileceğini erkelere göstererek çiçek gibi tribünlerin oluşmasına katkıda bulunabiliriz. Meraklısına işte ilgili haber:

Devamını okuyun...>>

Müjdeeee!!! Orhan Pamuk'un Yeni Kitabı Çıkmış!


Orhan Pamuk'un yeni kitabı, Saf ve Düşünceli Romancı, çıkmış ama ben offf diyorum ne kötü değil mi? Neden of dediğimi hemen söyleyeyim. Çünkü bu kitabı almak için İstanbul'a gidene kadar beklemek zorundayım. Sn. Orhan Pamuk nasıl denk getirdiniz de şu anda işime en çok yarayacak kitabını çıkardınız, sağolasınız bu kıyağınız için! Evet gerçekten de bu kitap şu anda tam da ihtiyacım olan konuya sahip. Arka kapağına göre yazı yazmanın ve romancılığın otuz beş yıllık meslek sırlarını açıklıyormuş bu kitapta. Onun bir röportajında duyup öğrendiğim, onun da Hemingway'dan öğrendiği bir taktik bile çok işime arıyorken bu roman bana ne kadar yol gösterir düşünemiyorum. Bu arada o ne mi? Romanı yazarken yazmayı, bulduğun güzel bir cümle ile, güzel bir noktada bırakmak. Nedeni bir sonraki sefer oturduğunda yazmaya nereden başlayacağını bilmek.
Ah Orhan Pamuk ah... Benim ilk taslağını bugün bitirdiğim  ve yarın yeniden yazmaya başlayacağım dandik (onun elinde düşününce dandik geliyor, yoksa romanımı çok seviyorum) romanımı senin elinde görebilecek miyim acaba? Neyse geçelim bu iş çekişleri de ilgilenenlere arka kapağı sunalım öyle değil mi!
Bu arada yarın, yani 10.Eylül.2011'de saat 15:20 de NTV'de onunla bu kitap hakkında yapılan kapsamlı röportaj yayınlanacak. Orhan Pamuk sevenlere duyrulur, KAÇIRMAYIN! Programı kaçıranlar üzülmesin, aşağıdaki linkten izleyebilirler!

Devamını okuyun...>>

Rus Televizyonunda Türk Nostaljisi

Bu sabah televizyon kanalları arasında gezinirken Дома́шний kanalında sanki bizden bir şey duydum, biri çocuklar dedi sanki, kulak kesildim. Ekranda öğrenci yurdu olduğu belli olan bir koğuşta bir sürü kız öğrenci, duydukları sesle yataklarına koşuşturuyordu. Duyduğum şeyin doğru olup olmadığını anlamak için beklerken koğuşa bir rahibenin girmesi ile yanıldığımı düşündüm. Bu çok eski bir filmdi ama yorganlarının altından bakan kızlar merakımı uyandırmaya devam ediyordu. Derken birden bir kızı Aydan Şener'e benzettim. Sonra bir diğerini de tanıdım. Geçen birkaç dakikadan sonra Kenan Kalav'da tüm yakışıklılığı ile ekranda arz_ı endam edince artık emindim. Bu, bir dönem bizim aile de dahil herkesi ekran başına kilitleyen bir TRT dizisiydi.

Devamını okuyun...>>

Bayramı Bayram Gibi Yaşamak ve Daha Önemlisi Yaşatmak İçin


Bu bayram gelin bir değişiklik yapalım, bayramı bayram tadında yaşamak için daha önemlisi yaşatmak için kolları sıvayalım. Bizim çocukluğumuzda heyecan içinde yaşadığımız bayramları çocuklarımıza da aynı şekilde yaşatmak, onların da hafızalarına unutulmaz bayram anıları eklemek için yapalım bunu. Eğer bu heyecanın yaşanması yavaş yavaş son buluyorsa, bu unutmayalım ki bizim jenerasyonun bir ayıbı, bayrak yarışında bayrağı yarı yolda  bir kenara bırakıp alanı terk etmesi nedeniyle oluyor. Yüzyıllardır süregelen geleneklerin bizim dönemimizde ortadan kalkmasının sorumluluğunu almak istemiyorsak, haydi durmayalım, bir şeyler yapalım. 

Devamını okuyun...>>

Bu da Nasıl Bir Sebze Böyle?



Bugün alışverişte daha önce hiç görmediğim bu sebze ile tanışma şerefine nail oldum, daha doğrusu olduğumu sanıyordum ki bunun eski dostum kertenkele, yani balkabağının amcasının kızı olduğunu öğrendim eve gelip biraz araştırınca. Yani Патиссон adındaki bu sebze bir tür sıradan balkabağıymış Wikipedia'ya göre. Ama ne güzel değil mi, çiçek gibi resmen. Doğa, sanat eserlerine, yaratıcılığa inanılmaz bir ilham kaynağı! Bu arada yine wikipedia'ya göre bu ilginç kabak türü, kabakla aynı şekilde haşlanarak ya da kızartılarak yapılıyormuş ya da turşusu kuruluyormuş. Fiyatı da çok ucuz, kilosu Aşan(ашан )'da  34 ruble, yaklaşık 2 lira. Ben ne mi yapacağım, bakalım kısmet artık, önce güzelce soymayı becerebileyim de hele bir, ne yapacağımı ondan sonra düşünürüm! Bu arada merak edenler için özellikle potasyum yönünden zengin bu sebzenin 100 gr'mındaki vitamin değerleri aşağıda yer alıyor.

Devamını okuyun...>>

Hamilelikte Bebek Gelişimi, Birinci Dört Hafta


 28. Gün : Bebeğin başının her iki yanındaki çukurlar bebeğin gözlerinin oluşacağı bölgeyi gösterir. Üç takım böbreğin ilki ortaya çıkar. Bebeğin şekli C harfine benzer ve beden gelişimi omurilik gelişimini yakalarken kuyruk kısmı küçülmeye başlar.

 27Gün : Şimdiye kadar minik bir karaciğer oluşmuştur. Safra kesesi, mide, bağırsaklar, pankreas ve akciğerler de oluşmaya başlar. Troid gelişimine devam eder.

 26. Gün : Bebeğin bedeni artık kıvrımlıdır. Bebeğin kol ve bacakları için uzuv çıkıntıları vardır. Bebek, standart bir kurşun kalemin tepesindeki silgi kısmına rahatlıkla sığacak büyüklüktedir.

 25. Gün : Bebeğin aortu oluşmaya başlar. Bebeğin gözlerini oluşturacak doku da mevcuttur ve başın her iki yanındaki minik çukurlar da bebeğin kulak kanalının ve iç kulağın nerede oluşacağını gösterir.

Devamını okuyun...>>

Hamilelikte Beslenme, Gıdalar Hakkında 4


Hamilelik Günlüğü- Dr. Christine Harris,  (Acıbadem Hastanesi Tavsiyesi)

sf.73
  • Ceviz, kaju, badem ve yer fıstığı gibi yemişler hamilelik sırasında önemli protein kaynağı olabilirler. Bunlar aynı zamanda kalbe dost yağlar yönünden de önemli kaynaklardır.
sf..74 - 75
  • Tüm narenciye ürünleri gibi limonda hamilelik döneminde mükemmel bir C vitamini kaynağıdır.
  • Hamileliğiniz sırasında frambuaz ya da çilek bulabiliyorsanız yiyin. Bunlar lifler, fitokimyasallar, beta kroten ve C vitamini açısından iyi kaynaklardır.

Devamını okuyun...>>

Hamilelikte Beslenme, Gıdalar Hakkında 3


Hamilelik Günlüğü- Dr. Christine Harris,  (Acıbadem Hastanesi Tavsiyesi)


sf. 54
  • Mevcut genel beslenme önerileri bol ve çeşitli tahıl, sebze ve meyve tüketmek yönündedir.
  • Rafine şeker piyasadaki "gıda niteliği taşımayan" en zararlı şeylerden biridir. Bedene kaloriden başka hiçbir şey kazandırmaz ve diş çürümesi de dahil hemen her hastalıkla ilintilidir. Rafine şeker, kahverengi şekerde, beyaz şekerde, balda, akağaç şurubunda ve mısır şurubunda bulunur. Rafine şekerin alternatifleri arasında kuru meyvelerle doğal olarak tatlı olan yiyeceklerde bulunur.
  • şeker yerine kullanılan tatlandırıcılar içeren meşrubatlar önemli besin kaynaklarının yerine geçirilmemelidir.

Devamını okuyun...>>